Artık sosyal ağlar her yanımızı sarmaya başladı ve sizi kim eklemiş, kimlerle arkadaşsınız bunlar hayatımızın bir parçası olup çıktı. Tüm bunların yanında “Sizi kim silmiş?” sorusu da önem kazandı. Bu sorunun cevabına ise Unfriend Finder isimli tarayıcı eklentisi yardımımıza koşuyor.
Eklentiyi yüklemeniz yeterli. Eklentiyi yüklemenizden sonra sizi silen arkadaşlarınızı, henüz yanıtlanmamış veya reddedilmiş arkadaşlık taleplerinizi, hesabını donduran arkadaşlarınızı görebilirsiniz. Eklentiyi yüklemek için şurayı eklentinin sitesi için şurayı ziyaret edebilirsiniz.
Neredeyse iPod’u olan herkes mp3′lerini iPod’dan bilgisayara atmak için uğraşmıştır. Malesef Apple amca buna izin vermiyor fakat sharepod ile bu mümkün. iPod’unuzu -ya da iPhone’unuzu- bilgisayara bağlayıp sharepod’u açmanız yeterli. İster tek tek ister albüm albüm alabiliyorsunuz. Şarkılarınızı alırken klasör yapabiliyor ve isimlerini değiştirebiliyor olmamız şarkılarımızı bulmada bize daha da bir yardımcı oluyor.
Piyasadaki bir çok programın aksine ücretsiz ve iOS 5 ile de çalışabiliyor. Denediğim bazı programlar iOS 5 ile çalışmamış, iPod’umu hiç görmemişti. Hız ve kullanım olarak da yeterince iyi olan sharepod’u kullanıyor ve tavsiye ediyorum.
Ne mi? Bu sorunun cevabı herkes için değişse de sanırım birçok erkek benle aynı şeyi düşünüyordur: Ferrari’de Şef Test Pilotluğu! İlla şef olunmasına gerek yok tabi ama şef olsa da ayrı bi güzel olur hani (: Peki resimdeki adam kim? Ferrari 146 Dino’nun ve Formula One araçlarının her modelini test etmiş olan 1952 doğumlu Dario Benuzzi günde altı saat Ferrari’leri test ediyor ve daha da geliştirilmesi için rapor veriyor. Bir de tüm bunlar için tonla para alıyor (: Kim böyle bir meslek istemez ki?
Yeni Asimo kendini gerçekten yenilemişe benziyor. Eski Asimo’ya oranla 6 kg daha hafif olan Asimo 9 km hızla koşabiliyor, tek veya çift ayağıyla zıplayabiliyor, işaret diliyle konuşabiliyor, sıvıları bir bardaktan diğerine boşaltabiliyor ve en önemlisi bağımsız hareket edebiliyor.
Otomotiv sanayinde bir dev haline gelen Honda Motor, şimdi de tasarladığı insansı robot ile bir kez daha gözleri üzerine çekti. ASIMO adı verilen bu robot ‘bağımsız davranış kontrolü’ teknolojisine sahip ilk robot özelliğini taşıyor.
Honda Motor tarafından tasarlanan ve tanıtımı yapılan ASIMO, insanlarla tokalaşabiliyor, ayağıyla topa vurabiliyor ve daha bir çok şeyi bağımsız olarak yapabiliyor. Bir operatöre gerek kalmadan hareket eden bu yeni teknoloji robot, çevresindeki insanların konuşma ve hareketlerini de ayırt edebilme özelliğine sahip.
130 santimetre boyu olan ASIMO, tek ayak üzerinde dengesi bozulmadan durabiliyor. Saatte 9 kilometre hızla koşabilen robot, eski modellerinden 6 kilo daha hafif bir yapıya sahip. Robotun el ve ayakları ise daha duyarlı hale getirilmiş bulunuyor. ASIMO parmaklarını kullanarak işaret dilinde konuşma yeteneğine sahip ve sıvıları kolaylıkla dökmeden başka bir kaba aktarabiliyor. Yeni nesil ASIMO, geliştirilen yapay zekası ve fiziksel yetenekleri sayesinde işyerlerinde ve halka açık alanlarda da rahatlıkla kullanılabilir bir yeteneğe sahip.
Honda yetkilileri ASIMO’nun tanıtımını yaparken bu robotun Fukuşima Nükleer santralinde yaşanan felaket gibi bir olayda yani insanların giremeyeceği bir mekanda, rahatlıkla kullanılabileceğini sözlerine ekliyor. Honda ASIMO’ların önümüzdeki dönemlerde daha da geliştirileceğine inanıyor.
Mutlaka merak etmişsinizdir bunu. Dünyanın en büyük şirketlerinden birinin kurucusu, hissedarı ve yöneticisi olan, ayrıca diğer dev şirketlerde de (Disney gibi) hissesi bulunan Steve Jobs çok zengin bir adamdı, ama hep aynı kıyafetleri giyerdi. Peki neden?
Walter Isaacson tarafından yazılan Steve Jobs biyografisine göre bunun sebebi Sony çalışanlarının üniforma giymesi. Şöyle ki; Steve Jobs 1980′lerde Sony’nin yönetim kurulu başkanı Akio Morita’yla görüşüyor. Bu görüşme sırasında Jobs Akio Morita’ya Sony çalışanlarının neden üniforma giydiklerini soruyor. Akio Morita da 2. Dünya Savaşı sonrası Japonya’nın çok fakir kaldığını, insanların giyecek şeylerinin olmadığını, Sony’nin de çalışanlarına işyerinde giymeleri için giysi verdiğini, daha sonra da bunun bir gelenek haline geldiğini, çalışanları birbirleriyle bütünleştirdiğini söylüyor. Steve Jobs da böyle bir yöntemin Apple’da da işe yarayabileceğini düşünüp Sony’nin üniformalarını da tasarlayan ünlü modacı Issey Miyake’ye gidiyor ve Apple çalışanları için üniformalar tasarlattırıyor. Daha sonra şirkette üniformalar giyileceğini duyurduğunda çalışanlardan hoş olmayan tepkiler alıyor, kimse buna yanaşmıyor, o da bunun iyi bir fikir olmayabileceğini düşünüp vazgeçiyor.
Daha sonra da çalışanların olmasa da kendisinin bir üniformasının olabileceği geliyor aklına. Her duruma uygun olan, kendisinin karakterini yansıtan, sade ama kullanışlı giysiler seçiyor kendine. Siyah ve boğazlı yaka bir kazak, Levi’s 501 pantolon, New Balance ayakkabılar… Steve Jobs senelerce basının önüne çıkarken aynı kıyafetleri giyiyor, ölene kadar herkes onu bu kıyafetlerle hatırlıyor. Öyle ki, ölümünden sonra bu tip kazakların satışında ciddi bir artış olmuş. Garip ama güzel bir hikaye.
“6 Aralık 1931 doğmuşum, iyi mi etmişim? 37 İlkokul siyah önlük, beyaz yaka, toplumda ilk fiyaka 41 Orta mektepte soluk beniz, kısa saç ve umutlardan kıskaç1945 Lise, pembe hayaller, yeşil filizler, yorulmayan dizlerAkademi 1950 renk dünyasında renksiz yelkenli 1952 film, plak, dik bir boyun ve alın ak 1954 sahne, çile, para, çile artık ne dilersen dile 62 en büyük aşkım, 62 en deli gönlüm, 62 en neyse Bindokuzyüz bilmem kaç veda kara dünyaya”
Batmayan Güneş Belgeseli’nde kendisini bu şekilde ifade etmişti Sanat Güneşi. O’nu anlatmaya kendi sözlerim yetmezdi, bunu biliyordum. Çünkü güzel Türkçe’mizi Sanat Güneşi’miz kadar iyi, düzgün ve akıcı kullanan bir başkası daha tanımıyorum ve O’nu anlatmaya kelimelerim yetmezdi. Kendini ne kadar da nacizane, ne kadar mütevazi bir şekilde anlatmış.
Bu yazıyı bugün yazıyorum çünkü Zeki Müren 24 Eylül 1996 Çarşamba günü TRT İzmir stüdyolarında saat 20:59′da son nefesini verdi. Belki bu yazdıklarım onu anmaya yetmeyecek fakat yine de onu anmak, günümüz şarkıcılarına (!) hatırlatmak görevini kendime bir borç bilirim.
Günümüzde gençler arasında onu pek tanıyan yok. Batının diğer her şeyi gibi müzik anlayışını da benimseyen hatta analarının karnından batı müziğiyle doğan (!) yeni nesillerimiz Zeki Müren şarkılarını eski, banal olarak görmektedirler. Bu yazımı gören bir çok kişi aynı şeyleri benim için de düşünecektir ama yine de bu satırları yazmaya çalışmaktan büyük gurur duyuyorum. Kendi kültürümü ve kendi dilini en iyi şekilde parçalarına yansıtmış olan bu insan hakkında naçizane Türkçe’mle bir şeyler yazmaya çalışmak benim için büyük bir şereftir.
O billur sesiyle söylediği Alkışlarla Yaşıyorum ya da İşte Benim Zeki Müren olarak bilinen eserini dinleyelim:
Back To The Future filmini bir çoğunuz izlemişsinizdir ve Marty McFly’ın Nike Air Mag ayakkabılarını görmüşsünüzdür. İşte o ayakkabılar gerçek oldu!
Nike tarafından toplamda 1500 çift üretilen ayakkabıların ilk 150 çifti 18 Eylül 2011′e kadar E-Bay üzerinden satılacak. Eğer bu ayakkabılardan almak istiyorsanız acele etmelisiniz. Açık arttırma ile satılacak ayakkabılar henüz 9 saat geçmesine rağmen en düşük 3500$ gibi rakamlara ulaşmış durumda. Geriye kalan 1350 çiftin ne zaman satılacağını henüz bilmememe rağmen hayranı olduğum bu filmin ayakkabılarından satın almak isterdim.
Videodakini tanımış olmalısınız. O Marty McFly! Farkedebileceğiniz gibi parkindson hastası olan Michael J. Foxun kendi adıyla kurulmuş parkinson araştırma vakfı var. Nike’ın ürettiği Nike Air MAG modelinin satışından elde edilecek tüm gelir direkt olarak Michael J. Fox Parkinson Araştırma Vakfı’na gönderilecek.
Şöyle bir de reklam filmi var:
Ayakkabının resimleri ve daha fazlası yazının devamında…
Afrika sıcaktan kavruluyor, insanlar kıtlıkla mücadele ediyor.
Biz her gün düzenli bir şekilde yemeğimizi yemekle kalmayıp midemizi tıka basa dolduruyoruz. Ama onlar aç, onlar susuz. Onlar hayat mücadelesi içindeyken el ele verip onlara bu zor günlerinde destek olmalıyız.
Destek olmak çok zor değil. Telefonunuzdan göndereceğiniz her sms 5 TL değerinde ve 3 sms bir iftar parasını karşılamakta.
Yardım kanalları:
Sms ile yardım için:
Diyanet - AFRIKA yaz 5601′e gönder Kızılay – AFRIKA yaz 2868′e gönder İHH – AFRIKA yaz 3072′e gönder Kimse Yok Mu? – ACLIK yaz 5777′ye gönder.
(Tüm operatörler için geçerlidir.)
(Her SMS 5 TL değerindedir.)
Hesap Numaraları
Kızılay banka hesap numaraları ve online bağış için buradan Diyanet banka hesap numaraları için buradan İHH banka hesap numaraları için buradan, online bağış için buradan Kimse Yok Mu? banka hesap numaraları ve online bağış için detaylı bilgi buradan
Nüfusu 70 milyonu aşan güzel ülkemde Diyanet’in kampanyasına sadece 355 bin kişi ilgi gösterdiği için bu kampanyayı diğer blog yazarlarının da aynı hassasiyeti gösterip yaymasını gönülden istiyor ve rica ediyorum.